17 Temmuz 2012 Salı

Ruhban Okulu açılacak mı



   Geçtiğimiz hafta içerisinde kamuoyunun yakından takip ettiği Diyanet İşleri  Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez’in Ekümenik Patrik Bartholomeos’u ziyareti Ruhban Okulu meselesini bir anda gündemin ana maddelerine taşıdı. Toplantı sırasında  ve  toplantının ardından yapılan açıklamalar görüşmede Ruhban Okulu’nun tekrar  faaliyete geçmesi konusunun yanı sıra azınlıkların  dini özgürlüklerinin de ağırlıklı olarak görüşüldüğüne işaret ediyor. Diyanet İşleri Başkanı azınlıkların dini özgürlüklerine ve din adamı yetiştirme hakkına sahip çıkarken Patrik Bartholomeos da basın  önünde yaptığı  açıklamada  Ruhban Okulu’nun faaliyetine ilişkin açıklamalarda bulundu.
            Mehmet Görmez, Diyanet İşleri Başkanlığı olarak Türkiye'de yaşayan gayrimüslim vatandaşlara karşı dini, tarihi ve ahlaki sorumluluklarının olduğunu ifade ederek “gayrimüslim vatandaşlarımızı ülkemizin asli unsuru olarak görüyoruz. Kendimiz için hangi hakları istiyorsak onlar için de istiyoruz. Din adamları yetiştirmelerini, inançlarına göre eğitim vermelerini onların bir hakkı olarak görüyoruz” dedi. Görmez’in ifadelerinde Heybeliada  Ruhban Okulu ‘nu direkt  telaffuz etmeden konuşması  dikkat çekiciydi. Görmez’in demecinde dikkat çeken bir başka ifade, daha önce Başbakan Tayyip Erdoğan  tarafından da defalarca  dile getirilen “Atina’da cami konusu” nun bu kez Patrikhane avlusunda Diyanet İşleri Başkanı  Mehmet Görmez tarafından dile getirilmiş olmasıydı. Mehmet Görmez, sözlerinin genelinde hükümetin Ruhban Okulu konusundaki görüşlerine  paralel bir tutum sergiledi. Aksi de beklenmezdi.  Nitekim AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve parti sözcüsü Hüseyin Çelik’in daha önceleri de  belirttiği Ruhban Okulu’nun  açılmasının anayasal ve Lozan Antlşaması’ndan gelen yasal bir hak olduğu yönünde görüşmenin yapılacağı gün  tekrar ettiği ifadeler, hükümet kanadının da okulun yeniden  açılması yönünde net eğilimini gösteriyordu. Ziyaretin hemen öncesinde Çelik tarafından yapılan bu açıklamalar tesadüf olmamakla beraber kamuoyunun aslında bildiği ve üzerine tartıştığı bu konuya alıştırma sürecine bir şekilde katkıda bulunmak ve Bartholomeos-Görmez  arasındaki görüşmeye yön vermek açısından  önem taşıyordu.
            Diğer yandan göreve gelinen ilk yıllardan başlayarak parti ve hükümet düzeyinde yapılan bu tarz  açıklamalara rağmen hükümetin bu konudaki omurgasızlığı sonucunda  henüz siyasi irade ortaya koyamamış olması uluslararası kamuoyu ile birlikte Ekümenik Patrikhane’nin de sitem ve şikayetlerine hedef oluyor. Patrik Bartholomeos, görüşmenin ardından basına verdiği demeçte Ruhban Okulu'nun tekrar açılması konusuna hükümetin müspet yaklaştığını, öyle inanmak istediklerini belirterek, "müteaddit defalar bize umut verildi. Maalesef bugüne kadar okulun tekrar açılması gerçekleştirilmedi. Fakat biz her zaman ümitli olmaya devam edeceğiz. Alt yapı konusuna gelince, biz hazırız. İzin bugün çıkarsa, biz okulu yarın faaliyete geçirebiliriz", dedi.
            Patrik Bartholomeos’un  sitem ve haklılığının yanı sıra ifadelerindeki alt metin herkesin yıllardır sorduğu soru kadar açık. Bugüne kadar hükümetin iyi niyetinden emin olarak bahseden Patrik Bartholoemos’un geçen haftaki demecinde hükümetimizin iyi niyetine “inanmak istiyoruz” demesi süreçte gelinen nokta açısından pek tesadüfi bir ifade değil keza. Belli ki Patrik Bartholomeos, sürecin sakız gibi uzatılarak  nihayete ulaşmamış olmasından büyük bir rahatsızlık duyuyor.
            Hal böyleyken doğal olarak ortalıkta hükümet kanadından anayasal açıdan bir  problem veya engel olmadığı yönünde açıklamalar gelmesine rağmen siyasi iradenin neden hala ortaya konmadığı hakkında soru işaretleri dolaşıyor.
            Peki, engel yoksa süreç neden uzuyor?
            Geçtiğimiz hafta Hüseyin Çelik’in Bartholomeos-Görmez görüşmesi öncesinde sarfettiği ifadeler hükümetin okulun yeniden açılması konusunda bir tasarrufu olduğuna ve bunun gerekliliğine işaret ederken haliyle akıllara gelen soru, okulun yeniden faaliyetinin önünde anayasal-yasal herhangi bir engel olmadığına göre hükümet tarafından bir şarta mı bağlanmak istendiği yönünde. Özellikle Atina’da cami yapımına  dair söylemlerin her Ruhban Okulu meselesi tartışıldığında hükümet tarafından ortaya atılması dikkatlerden kaçmıyor. Daha önce Başbakan Erdoğan tarafından da defalarca dile getirilen Atina’da cami konusu, bu kez Patrikhane avlusunda Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez tarafından dile getirildi. Tüm bunlar okulun açılmasının Atina’da cami yapılması ya da Batı Trakya’daki  müftülerin seçilme hakkı şartıyla gerçekleşebileceği ihtimalini akıllara getirmiyor değil. Hoş Atina’da cami konusunun Görmez tarafından  Patrik Bartholomeos’la görüşülmesi ve  bunun da  basın önünde  paylaşılması bir o kadar  anlamsız ve mantık dışı. Zira Patrikhane bir Türk kurumu  sayılmakla beraber  konunun direkt muhatabı Yunan hükümeti. Diyanet İşleri Başkanının Patrik Bartholomeos’la görüşmesinin ardından basına verdiği demeçte her ne kadar mütekabiliyet ilkesinin adaletsizliğinden bahsetmişse de diğer yandan Atina’da cami meselesini de es geçmeyip satır arasında hatırlatması sadece Türkiye’deki Ortodoks Rumların değil herkesin kafasını karıştırdı.
    Diğer taraftan akıllara gelen bir başka düşünce, zayıf bir ihtimal olsa da hükümetin Ruhban Okulu yerine değişik bir formülasyonla bir üniversiteye bağlı fakültede Ortodoks din adamlarının yetiştirilmesini sağlamak konusunda obsesyona sahip  olmasının süreci uzatıyor olduğu yönünde. Patrikhane kaynakları öyle bir direnimin  okulun açılmasının önünü tıkadığına dair görüş belirtmese de, bu talebin daha önce hükümet tarafından Patrikhane’ye iletildiği biliniyor.  Patrik Bartholomeos, bu çerçevede önceki açıklamalarında din adamlarını Ruhban Okulu’ndan yetiştirmek istediklerini ve bunun anayasal hakları olduğunu defalarca ve kesin bir dille ifade etmişti.
            Ziyaretin ardından görüşlerini aldığımız Patrikhanenin Basın Sözcüsü Peder Dositheos Anağnostopoulos’a göre  Mehmet Görmez’in Patrikhane ziyaretinin ardından gelinen yeni ve daha iyi bir nokta yok. Dositheos, bu görüşme öncesinde şahsen ne kadar umutlu ise hala o kadar umutlu olduğunu, eşit derecede de ihtiyatlı olduğunu ifade ederken genel olarak Patrikhane çevresinde hakim olan hava Hüseyin Çelik’in sözleri ve Diyanet İşleri Başkanı’nın  ziyaretinin Ruhban Okulu konusundaki  olumlu  yaklaşımı pekiştirmekle beraber yeni bir  noktaya taşımadığı yönünde. Patrikhane açısından söylenecek şey; her ne kadar -gerek AK Parti Genel Başkan yardımcısı Hüseyin Çelik, gerek  Diyanet İşleri Başkanı tarafından- memnuniyet verici  ifadeler  kullanılmış olsa da, nihai  tahlilde pek de tatminkar olmayan bu gelişmeler ışığında hükümet tarafından verilen taahhütlerin tutulması yönünde umut tazelendiği yönünde. 
            Bartholomeos-Görmez görüşmesinin akabinde halen elde spesifik bir veri, somut bir sonuç olmasa da, görünen o ki bu ziyaret, Türk kamuoyunun nabzını yoklama açısından koşulları olgunlaştırma ve ortam hazırlama ziyaretiydi.
            Son tahlilde hükümet açısından okulun açılmasını geciktiren ve giderilmesi gereken –ufak da olsa- bir pürüzün olduğu çok açık. Tüm teori ve pratikler ile Türkiye’nin bu yönde ABD, AB ve uluslararası kamuoyundan  gördüğü baskı ve telkinler ışığında konuyla ilgili olarak nihai adımın atılacağı kesinlik arzetse de, bunun zamanlamasının ne olacağı ve okulun açılışının ne zaman olacağı kesin değil. Bu bağlamda geçtiğimiz aylarda Obama-Erdoğan görüşmesinin ardından Beyaz Saray basın bürosundan yapılan ve adeta Ruhban Okulu’nun açılışını müjdeleyen açıklamasının ve sonradan yapılan düzeltmenin de pek tesadüfi olmadığı da aşikar. 
Yorgo Demir